18 Aralık 2010 Cumartesi

D- Eğitmenim Ve Evlâtları:

           
            D- Eğitmenim Ve Evlâtları:
                            
Tabi ki bu arada eğitmenimin iki oğlunun ikisini de, eğitim öğretim  camiasına kazandırmış olduğunu vurgulamadan geçemeyeceğim: Bunlardan büyük olanı; Demir Ali Göker hocam, eşi Düriye Hanımla birlikte öğretmendirler. Her ikisi de insan canlısı, alçak gönüllü, iyiliksever ve çalışkan öğretmenlerdir. Demir Ali Göker hocamı ben, ilk kez İlkokul 1. sınıfa girdiğim zamanlardan hatırlıyorum:
O yıl, köyümüzün yakınından geçen Göksu kenarına gezmeye gitmiştik. Orada yöresel olarak adını,“Kale ve Gavur Odası” diye tabir ettiğimiz, ve Göksu vadisinin kanyonunu oluşturan, yüksek kayalardaki mağaralarla bu mağara ağızlarındaki Hititlerden kalma yapılardan oluşan kale ile bu kalenin önünde bulunan bir Hitit kaya mezarı vardır. Gerçi o gezide eğitmenim bize, oraların Firigyalılar yada Lidyalılardan kaldığını söylemişti. ama ben sonradan kaya mezardaki semboller nedeniyle oranın Hitit eseri olduğunu öğrendim. Benim çocukluğumda sapasağlam olan kaya mezarı sonraki yıllarda onlarca kez define avcılarının saldırısına uğradı ve şimdilerde neredeyse yok oldu!
Bu kaya anıtın sağlam halinin çocukken çektiğim bir fotoğrafı vardı bende! Aslında buraya onu da koymak isterdim ki yok olan hazinenin ne olduğunu daha iyi takdir edebilesiniz diye… Ne yazık ki o fotoğrafı bir türlü bulamadım. Elime geçerse bir gün, eğer bu kitabın başka baskısını yapmak nasip olursa o zaman veririm inşallah!
        


Bozkır İlçesi, Yelbeği ve Dereiçi Köy’leri ile Hadim İlçesi        Bolat Köyü arası, sınır kavşağındaki Hitit Kalesi Resmi:



Burada belirtmek istediğim bir konu daha var ki o da; KOP (Konya Ovası Sulama Projesi) Projesinin başlangıç yerinin daha doğrusu, bu projenin ana parçası olarak yapılacak olan barajın az önce gördüğünüz “Kale’yi” ve önündeki bu “Gavur Odası” kalıntısını sular altında bırakacak olmasıdır.
Maalesef bu eserleri kurtarmak anlamında kılı kıpırdayan yoktur. Öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığına olan müracaatımı buradan ve henüz vakit çok geç olmadan yineliyorum. Ve diyorum ki; “Oraya “Gavur Odası” adını takanlar, O anıta gördüğünüz “gavurluğu” yapmadılar.!?




Sahip Çıkamadığımız Hitit Kabartması (Gavur Odası) Resmi:



Ben zaten hep sözü dağıtırım, Yukarıda da değindiğim gibi, Demir Ali Hocamı ilk kez sözünü ettiğim bu geziden hatırlıyorum. Sanırım son sınıf yada yeni mezundu? Göreve ya henüz başlamış yada başlayacaktı. Belki de köye izinli gelmişti? Tam olarak bilemiyorum ama geziye giderken, bizimle O da vardı. Çok tatlı bir gençti (bizim gözümüzde koca adamdı).
Biz 1. sınıflar en arkadaydık…
Her sınıfı kollayıp gözeten bir öğretmen vardı.
             Bizleri kollayıp gözeten de O’ydu…! Ve mevsim bahardı. Hep bir ağızdan okul şarkıları söyleyerek gidiyorduk. Eğitmenimin meşhur türkülerinden: “Çiğdem derki ben alayım.”, “Şeftali Ağaçları” ve “Menekşe buldum derede…” gibi okul türkü ve şarkılarını söylüyorduk.
Lakin biz yeni olduğumuzdan pek bilemiyorduk. Bize Demir Ali Hocam söyletiyordu. Hatta dün gibi hatırlıyorum. Önce Eğitmenimiz, “Çiğdem Der ki;’yi” söyletmiş; sonra da Demir Ali Hocam; “Menekşe Buldum Derede” şarkısını söyletmişti. Daha doğrucası, biz söylerken o bize yol çekmişti.Yukarıda da dediğim gibi O; çok tatlı, sevecen bir adamdı. Hala da öyledir.
Babası gibi otoriter yapıda biri değildir. Ondan çekinilmez..! Yanında sadece rahat olunur. O herkese yardım için çabalar. Onu herkes sever…
Babam da çok severdi kendisini. Ben İvriz İlköğretmen Okulu’na girdiğim yıl, karşılaştığımız bir kısım sorunların halli bakımından, bir hayli bizim için de çabalamış, gerçekten çok yardımı olmuştu…
Gerek kendisi, gerekse eşi gerçekten çalışkan birer insandırlar. Her ikisi de şair ruhlu, insan canlısı, kendi insanı ve kültürünün  aşıklısı, birer hocadırlar… Demir Ali Hocam, benim çocukluğumda Konya İmam Hatip Okulu okul iken, O Okul İlahiyat Fakültesinden gönüllüyken (üstünken), Kendisi orada edebiyat öğretmeniydi.
Sonra Konya merkezdeki kalburüstü birçok okulun ve bu arada sanırım Konya Kız İlköğretmen Okulu’nun Müdürlüğü ile Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Baş Yardımcılığı görevlerinde de bulundu. Hatta kendileri, yazık ve yok edilen İlköğretmen Okullarından birisi olan Konya Kız İlköğretmen Okulu’nun son müdürüydü..! Şimdilerde memuriyetten emekli oldu. Ama öğretmenlikten ve çalışmaktan değil. Yine herkesin derdiyle ve tüm sosyal, kültürel faaliyetlere koşar! 6-7 tane de basılmış eseri, yani kitabı vardır. Okunur, bilinir.

                 *********************

Küçük kardeşi Kemal Abi’yi de çok severim ben;
O evvela bir İvriz mezunudur. Kendisi senelerce İvrizliler Derneği’nin de başkanlığını yaptı. Şair ve edebiyatçıdır.Teşkilatçı bir adamdır. Ben İvriz’e girmezden bir yıl önce mezun olmuştu. Okulda teşkilat başkanlığı da yapmışmış… Ben İvriz’deyken büyük sınıfların hepsi beni “Kemal Göker’in köylüsü” diyerek tanırlar, severler ve korurlardı.
“Hepsinden Allah razı olsun!” der, saygılarımı sunarım!
Bu konuları burada daha fazla anlatmaya ne kitabımın konusu, ne de içeriği uygun. Ben hoşgörünüze sığınarak, sadece şöyle bir gezintiye çıktım; hepsi bu…
Yine de anlatımım elbet boşuna değil! Konuyla bağlantısını, sizler mutlaka kuracaksınız...!

Bu faslı bitirirken, sizlere Eğitmen’imin meşhur bilmecesini de sorayım aklıma gelmişken…
O da; “Kapıyı açtı; örtmeden kaçtı?”
Haydi bilin bakalım…:
“yil, yil…” (yel) rüzgar yani.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder